• 3/1/2008 - aşk benim senim hiç olmamış
|
|

|
Aşk benim hiç Senim olmamış |
|
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …? Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gibi…
| | |
Yorum (50) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/12/2007 - Düşlerimde Kaldı

Gökyüzü zifiri karanlıkken,pembe bir dünyada elele bu sevdanın içindeydik senle… Ve birlikte sonsuz olmaktı temennimiz. Çocuksu düşlerimiz vardı,sadece ikimizin olduğu… Zamanda uzun,yaşamda kısa olan bu aşkta; En güzel sevinçleri,en güzel anıları paylaştık,sevdaya dair çok şey öğrendik. Sevmeyi,gülmeyi ve terk etmeyi öğrettin bana,yaşamın sevince anlam taşıdığını gösterdin…
Sevdim seni ! Can verip yollara düşecek kadar, Kimsenin gücü yetmeyeceği kadar sevdim.
Uykularımızı paylaştık seninle,bir gece değil gecelerce uykusuz kaldık. Aşkımız için zamansız sevdik birbirimizi,umarsız,çıkarsız,yalansız… Dünyalara sığmayacak aşkımızı küçük yüreklerimize sığdırdık, Ayrılıklarımızı yaşanmamış saydık, Öyle ki hep birlikte olmalıydık. Sözler verdik birbirimize tutamayacağımızı bile bile…
TANER DOĞAN
|
Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 9/12/2007 - Sevmek buymuş demek ki

Sevmek buymuş demek ki..
Sevmek vermekmiş en büyük parçanı..
Özlemekmiş sevmek..
Gece yastığına başını koyduğunda akan iki damla yaşmış..
Sevmek zormuş sevdiğim
Özlemek zormuş..
Sanki bedenime binlerce bıçağın saplanmasıymış..
Bir uzak kentte sensizliği yaşıyorum şimdi..
Bazen iki cümle takılıyor boğazıma..
Bazen sessiz çığlıklar kopuyor içimden..
Üşüyorum sensiz, ellerimi ısıtan ellerin yok..
İçimi eriten gözlerin yok..
Bir ateş var sol yanımda..
Bir de sana verdiğim söz dudaklarımda..
Koşup sana gelmek istiyorum gücüm yok..
Özlüyorum demeye lüzum yok..
Gelsem yanına, kokunu içime çeksem..
Ellerini alsam avuçlarımın arasına..
Halim yok sevdiğim, halim yok..
Böyle mi yaşanırmış ayrılıklar..
Böyle mi koyarmış hasret insana..
Bir bilsen nasıl muhtacım sana..
Bir bilsen bu can ölümüne hasret sana..
Bilirim sen de sığamazsın kendine..
Gece sessiz sessiz ağlarsın hissederim..
Dayan bir tanem dayan..
Bir gün geleceğim..
Bu yürek yarısına kavuşacak..
Bu beden yeniden hayat bulacak..
Bir sarılacağım sana, ölüm bile ayıramayacak..
alıntı |
Yorum (56) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 3/12/2007 - Yine bir gün daha geçti hayatımdan

Uykularım kaçıyor gecenin bir yarısında. Düşümde seni görüp de, Yüreğimin çarpıntılarının arttığı anda Açıyorum gözlerimi?
Usulca götürüyorum elimi Yatağımın kenarına; Varlığını bulamıyorum. Sonra, Dönüp bakıyorum; Yoksun.
Offff ! Bu ne bitmez acıdır böyle; Nasıl bir yangındır, Yüreğimi dağlayan?
Ansızın şiddetli bir gök gürültüsüyle irkiliyorum. Dışarıda delice yağan bir sağnak var. Çıkıp ıslanmak istiyorum; Birden, Düşlerimiz geliyor aklıma; Vazgeçiyorum.
Hatırlar mısın sevgili, Gecenin yağmurunda birlikte ıslanacaktık; Ne oldu ? Sadece tatlı bir düş olarak mı kalacak bu ? Hiç mi ıslanmayacağız birlikte ? Ve hiç mi sevişmeyeceğiz dolunay vakti bir deniz kıyısında ?
Seni seviyorum. Seni seviyorum demek yetmiyor. Sözcük dağarcığıma sığmıyor aşkın; Notaların sonsuz döngüsü ifade etmekten yoksun. Ancak kollarımla sardığımda seni, Yalnızca kollarımla sardığımda, İşte o an, Sadece o an anlatabiliyorum sana? Sonsuzluğu yaşıyorum; Bırakmak istemiyorum.
engin dize
|
Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 26/11/2007 - özledim seni

özledim seni ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir... beynimi uyuşturuyor özlemin... çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp sürekli bir boşluğa dönüşüyor. sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken... hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek... "atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi: "yaşayamaz artık bu evde... yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "o gitmeli... ve kendine yeni bir hayat çizmeli..." bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "kal" demek sana... ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek... gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "git artık" demek... "beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor... sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hala beynimdeyken... seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek... ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor... ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek... yokluğunu beklemek, ne zor... bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. bütün engelleri aşıp, terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden... paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum. gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve "dön bebeğim" demek istiyorum: "geri dön...
CAN DUNDAR |
Yorum (40) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 22/11/2007 - SONU YOK BUNUN
Sonu Yok Bunun 
BENDE Kİ SEN" Beni benden çaldığın, ben olduğumu - kendimi en mükemmel hissettiğim zamanları hissettirdiğin zamanlar da işte sen buydun benim için, ama anlamadın değerini ve bıraktığın yaşamımın ardında kalan izleri nasıl iyileştirebilirim diye geziniyorum şimdilerde umutsuzca... Umudumun beni terk ettiği bütün karanlık gecelerde hayal ettiğim tek şey, gözlerinde gördüğüm sevgi pırıltısıydı. Dört elle sarılıyorum ve inanmaya başlıyorum artık, sen benim bir imgemdin ve ben artık amaçsız, kimsesiz, sahipsiz kaldım buralarda...
sen; bıraktığım yaşam kavgama kaldığım yeri de hiçe sayarak en baştan daha kuvvetle başlamamı sağlayanım (sebebim)
sen; sensiz geçen gecelerimde anlık mesajlarınla beni umutsuz karanlıklarımda bile mutlu kılanım, (aydınlığım) sen; yürüdüğüm yollarda aramaktan yorulduğum anda karşıma çıkanım, (son durağım) sen; sahip olduklarınla, sen olmanla beni benden çalanım, (hayranlığım) sen; umut ovalarımda el ele gezebildiğim, (umudum)
sen; benim sonum...
|
Yorum (28) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 19/11/2007 - Sevmek

sen sevmek nedır bilirmisin arkadaş ? karanlıklar icinde umut ışıgı aramak, gece olup ışıklar söndügünde hafif bir müzikle kendinden geçmek. sen sevipte kavusamamak nedır bılırmısın arkadas? her senı sevıyorum dıye haykırmak ısteyısınde agzına bır cıft zıncır vurulmuscasına susmak, her kosup ona sarılmak ısteyısınde kendını bır adım gerıde bulmak. sen hıc kavusamadan ayrıldınmı arkadas? her onu baskasıyla gordugunde ıcınde fırtınalar kopsada kendını durgun sularda boguluyor buldunmu? yok arkadas yok sen bılemezsın bunları cunku sen sevmedın benım gıbı gonulden cunku sen yaslanmadın benım gıbı bır anda bır asırlık cınar gıbı cunku sen cunku sen tatmadın yasarken olmenın acısını...
alıntı |
Yorum (37) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 14/11/2007 - Ateş Ve Su

Ateş bir gün su’yu görmüş yüce dağların ardında
Sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
Yüreğindeki duruluğa
Demiş ki su’ya :
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamış ateş’in gözlerindeki sıcaklığa
“Al..” demiş ; “Yüreğim sana armağan.”
Sarılmış Ateş’le Su birbirlerine
Sıkıca, kopmamacasına...
Zamanla Su, buhar olmaya
Ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de,
Yüreğindeki kederi de
Alıp gitmiş uzak diyarlara Su...
Ateş kızmış, Ateş yakmış ormanları.
Aramış Su’yu diyarlar boyu,
Günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, Su’ya varmış yolu
Bakmış, o duru gözlerine suyun
Biraz kırgın, biraz hırçın.
Ve o an anlamış;
Aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını...
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki:
Ateş Su’dan,
Su Ateş’ten kaçar olmuş...
Ateş’in yüreğini sadece Su,
Su’yun yüreğini
Sadece Ateş alır olmuş...
|
Yorum (32) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|